27 Ağustos 2010 Cuma

ASRIN MEKTUBU


Mektup vardı...mektubu dağıtan postacı...yolu gözlenen postacı...

Çocukluğumda ben malatya'da kuzen merve istanbul'da olduğundan ortaokul yıllarına tekabül eden dönemlerde mektuplaşırdık...

Sabırsızlıkla beklerdik mektubu...bir müddet açmazdım zarfını.merak duygum pik yapsın isterdim....

Sonra acar sindire sindire okurdum mektubu...

Ama artık devir değişti...bu hafta dakika başı mail kutusunu kontrol etmiş, ve gelen mailleri anında yakalayıp okumuş biri olarak bazı tespitlerde bulunacağım:

Üzgünüm ama mektup bu devirde özellikle hız çağında cidden yavaş bir iletişim aracı.belki arkadaşlar arası v.s hala tüm sıcaklığını önemini koruyordur ama benim gibi evrak takibi yapan insanlar için mail çağın iletişim aracı....

Ama mektupla ortak özellikleri yok mu?olmaz olur mu?maillerime bakarken gelen kutusunda siyah kalın punto ile beklediğim mailin geldiğini görmek nasıl bir zevk anlatamam...

Bugün mesela ankaradan mail bekliyorum.sabah 10da geçtim mailin başına beklemeye başladım...öğleden sonra yine bir ümit açtım ki maili ankaradan gelmiş mail....anlatılmaz yaşanır...okumaya kıyamadım ki üzerine tıklıyayım o derece:)

Neyse maili okuyup yaptım gereğini ve yine girdim başka bir bekleyiş sürecine...

Velhasıl gitti mektup geldi mail...hız çağımızın hızlı iletişim aracı mail....onu da mektup kadar seviyorum ben...nostaljik takılmanın alemi yok.bugün mailin yaptığını birkaç mektup biraraya gelse yapamaz çünkü:)

0 yorum:

Yorum Gönder