20 Aralık 2009 Pazar

YAĞMUR VURURKEN CAMA


Aylardan aralık...

Koca bir yılın sonuna usul usul gelmekteyiz....

Bir yıl daha yaşlandık ve dahası yaş aldık...

Hata yaptık...düştük..kalktık...tecrübe edindik...

Sevindik...mutlu olduk...güldük eğlendik...

Yeni yollar çıktı önümüze yeni umutlar....

İlah-i sevkiyat gereğince seçtik ve koyulduk yeni yollara...

Aylardan aralık...

Dışarda gök gürlüyor...

Artık gök gürültüsünden korkar olduğumuz yaşları çoook gerilerde bıraktık...

Şimdi yağmurun cama vurmasından zevk aldığımız demlerdeyiz...

Fonda zeki müren'den "yağmur vururken cama... gece dalarken gama..." dizeleri akarken, hayatın kiri pasıda yağan yağmurla akıp gidiyor...

Yeni bir gün, yeni umutlar, yeni başlangıçlar var kapıda....

Hadi hayırlısı....

12 Aralık 2009 Cumartesi

ÖĞLE VAKTİ SULTANAHMET

Cumartesi sabahı...hava yine yağmurlu ve soğuk.ama seviyorum ben bu havayı...ve iliklerime kadar hissettiğim soğuktan sonra evime geldiğimde ki sıcaklığı seviyorum...

Çalışan insanlar bir haftanın verdiği yorgunluğu üzerlerinden atmak için evlerindeler bu sabah; ama ben yollarda....sessiz yollar...günün koşuşturmacası henüz başlamamış ama Büşra düşmüş yollara...ingilizce kursu var sultanahmet meydanı'nın kapsama alanında...

Her haftasonu uyandığımda "ya şimdi sabah sabah uyumak varken nasıl gideceğim o kadar yolu" diye mızmızlanıp oraya gidince de "iyi ki gelmişim" diyorum...
Ve oniki de tam da "istanbul için öğle ezanı" vakti iken sultanahmet meydanında eve dönüş yoluna koyulmuş oluyorum.

Normal insanlara göre biraz fazla hızlı yürüyen bir insanım elimde değil...hep bir yere yetişmek zorunda olduğumdan mıdır nedir?işte bu yağmurlu güzel istanbul gününde yine farkında olmadan koştur koştur küçük ayasofya yokuşlarını tırmanıyordum...ve sultanahmet camii müezzini davudi sesi ile "ALLAHU EKBER ALLAHU EKBER" diyerek başladı öğle ezanına...burada sultanahmette ezanlar çifte okunur...o sebeple peşi sıra Firüz ağa camii imamı da "ALLAHU EKBER ALLAHU EKBER" diyerek başladı ezana...

İşte o an..nedir bu acele Büşra dedim? kendime...İstanbul dasın o da yetmez sultanahmettesin dahası var...ezan vaktindesin...

Adımlarımı küçülttüm...sıkıca şemsiyeyi tutan parmaklarımı gevşettim...ezan süresince meydanda bulunabilmek için yolumu uzattım...ve iki camiinin müezzinlerinin okuduğu ezan-ı muhammedinin sözlerini tekrarladım içimden...

Bu ne güzel bir an, bu ne muhteşem bir atmosfer...
Ölmeden önce gidilmesi gereken 1000 yer listesinde everest dağı , mısır piramitleri ve bilmem daha nereler varmış...hepsi hikaye..."ölmeden önce bulunulması gereken yerler" benim listemde "bir ezan vakti sultanahmet meydanı" üst sıralardaki yerini çoktan almış durumda...pesi sıra eyüp camiinde sabah namazı derim...

Ve bu liste uzaaaar..giderrr...




10 Aralık 2009 Perşembe

ERİC CLAPTON GELİYOOOOOR

Twitter' da yekta kopan yazmış..eric clapton 13 haziran'da istanbul'da demiş....

İnanamadım.bunu bilse bilse bizim ekşiciler :) bilir dedim ve ekşi sözlükten de teyit ettim.eric clapton 13 haziranda istanbul da...santraistanbulda...


Eric clapton denilince aklıma gelen ilk şarkıdır: WONDERFUL TONİGHT bunu dinlemeden önce kimse ben şarkı dinledim demesin lütfen....benim bu şarkıyı keşfetme hikayem çookk özel mevzu olduğundan şöyle uzun uzun yazamıyorum.

Neyse..hani insanlar kıştan kenara para koyarlarya yazın tatil yapabilmek için v.sişte ben bu haberi öğrendiğim şu andan itibaren kenara ufak ufak birikim yapma kararı aldım:) nasip olurda gidersem şöyle adam gibi bir yerden izliyeyim değil mi ama?

Şunun şurasında hazirana ne kaldı...

07 Aralık 2009 Pazartesi

7 ŞEKSPİR MÜZİKALİ


Gece gündüz'de izlemiştim haluk bilginer ve ezel akay yekta kopan a konuk olmuşlardı.konu "yedi kocalı hürmüz" filmi idi ama bir ara haluk bilginer' in oyun atölyesi'ndeki son oyunu "7 şekspir müzikali" ne de söz geldi. yer yer oyundan karelerde gösterildi.işte o gün düştü aklıma bu oyun. geçen yıl "evlilikte ufak tefek cinayetler" vahide gördüm'ünde eşlik ettiği oyuna gerek bilet bulamamaktan gerek zaman bulamamaktan gidememiştim.ama bu sefer öyle olmadı.Bayramda oyun atölyesi sitesine girince önümüzdeki bir hafta "bilet tükenmiştir" ibaresi ile karşılaştım.ama pes etmek yok.ikinci haftaya boş yer bulup ablamla beraber telefondan kredi kartı ile iki bilet almayı başardık.

Pazar günü elimizde oyun atölyesi nin sitesinden edindiğimiz ulaşım haritası vardık kadıköy bahariye caddesine.tedarikli ablam çıkarmış haritayı netten postacı misali başladık tiyatro salonunu aramaya.sokak levhalarının kılavuzluğu eşliğinde bulduk salonu.gayette merkezi bir yerdeymiş ama harita olmasa çok zordu açıkçası işimiz.
Neyse...fuaye alanında oyunun başlamasını beklemeye koyulduk ki oyuna 15 dakika kala içeriye alındık.ve "oyunumuz başlamak üzeredir" anonsu ile sıkı sıkı kurulduk koltuğa.


Perde açılır...haluk bilginer sahnenin tam ortasındadır....bu anda olması gereken nedir?avuçlar kızarıncaya kadar alkış çalmak...ama şansımızdan mıdır nedir, bizim gittiğimiz oyunların hepsinde mi seyirciler biraz küt olur yahu....salondan çıt çıkmıyor....

Ve oyun başlar...tamam oyunun müzikal olduğunu biliyorduk ama müziklerin dev orkestra ile canlı, haluk bilginer ve partnerlerinin şarkı performanslarının da kanlı canlı olduğunu bilmiyorduk.ve bu oyunda anladık ki haluk bilginer sadece bir oyuncu değil ayrıca çok yetenekli bir ses sanatçısı...farklı müzik türlerindeki parçalar bu kadar mı güzel icra edilir...insan sesiyle nasıl böyle dans eder...özellikle "bir ihtimal daha vaaaaar" diyerek bir giriş yaptığı şarkıda ruhsuz salon yine sukut ederken ben salondakilerin keyfini beklemeden gönlümce alkışladım....

İnsan ömrünün 7 aşamasını hamletin oyunlarında ki repliklerle ele alan yer yer dokunaklı mesajlar veren ve illa ki "to be or not to be" repliğini de haluk bilginerden farklı birkaç versiyonda işitmemizi sağlayan oyun oldu.

Ve final...kefenlere sarılı haluk amca:)oyun boyunca olan koşuşturmacanın aslında beyhude olduğunu en nihayetinde birkaç karışlık beze sarılıp,birkaç metre derinlikli bir yer olacak akibetiniz diyor...en sonunda da seyircilere hoş temennilerde bulunarak selamlamaya geçildi....oyun boyunca alkışlarını esirgeyen seyirci kitlesi şimdi hakkını vererek alkış çalıyor(eee biz zahmet:)
perde kapanıyor, tam işte bitti derken perde tekrar açılıyor ve alkışlarımız hızlanıyor akabinde bu olay birkaç kez tekrar ediyor....alkışlar haluk bilginer e ....alkışlar enstürmanlarını konuştururcasına icra eden dev orkestraya...

Günün sonucu: gayet kısa ve öz...iyi ki haluk bilginer ile aynı topraklarda yaşıyoruz...

05 Aralık 2009 Cumartesi

YARIM PORSİYON NEŞELİ HAYAT


Şimdi başlığı okuyunca, Büşra sinema filmini iskender yada köfte ile karıştırıyor acıktı mı nedir? diyen olabilir...ama durum öyle değil...ben ciddi ciddi sinemada yarım porsiyon film izledim...

Cuma günü nöbet çıkışı ablam sinemaya gidip beş bilet alıyor.karar vermiş şöyle ailecek sinema keyfi yapılacak...akşam babam işten gelince 8 seansına yetişecek şekilde hazırlandık atladık arabaya gittik sinemaya.ama babam pek bir gönülsüz hatta zorumuzla geldi.. "ben çok yorgunum siz gidin bana karışmayın" dese de bileti alındığı için "bilet zoruyla" götürdük babamıda sinemaya...

İlk yarı harikaydı...kaliteli kıvamında espiriler...sürükleyici bir hikaye....yer yer dram, yer yer hüzün...derken ışıklar yandı molaya girdik, mola dönüşü bizi bekleyen süprizden habersiz....

Ve mola bitti , ışıklar söndü film başladı ama ses ancak ilk 5 sıranın duyacağı seviyede kısık.arka taraf ayaklandı..."sesssss" "seeeees" diyip kazan kaldırınca film yeniden başlatıldı.biz bilet bulamadığımız için önden 3. sıradaydık.ablama kızmıştım ya çok önmüş diyerek.şimdi bu olay patlak verince ablamın kulağına "önden bilet alsalarmış kardeşim" dedim :)

Neyse filmi tekrar başlattılar bu sefer ses yok.haliyle yine isyan....3. deneme de sonuçsuz kaldı ses salonun tümüne yetecek düzeye ulaşamadı.İşin garip yanı ilk yarıda çalışan ses düzenine ikinci yarıda ne kıran girdi onu anlamadık...Anladığımız tek şey sinemeya zorla getirdiğimiz babamın ahı tuttu:) bu kadar yıldır sinemaya giderdik böyle bir şeye ilk defa şahit olduk:)

Eeee sonra ne mi oldu? herkes gişeye yöneldi ve paralarımızı geri aldık.ama sinema yönetiminden bir özür bir açıklama da beklerdim ama nafile...


Böyle bir rezillik görmemiştim daha önce ablamın tabiri ile "cine vip bizim için bitmiştir, daha da olsa gelmeyiz" .


Velhasıl "neşeli hayat" ı izledin mi sorusunu soranlara ne diyeceğim bilmiyorum:)izledim ama sonunu bilmiyorum....izledim ama yarım porsiyon...izledim ama izlemedim sayılır...

Bayramın ikinci günü gitmiş yer bulamamıştık, şimdi bilet bulduk izleyeceğiz sonunda derken bu seferde kısmet olmadı....

Demek ki neymiş; baba ahı alınmayacakmış :)

Velhasıl yılmaz erdoğan'ın bu yeni filminin yeni adını YARIM PORSİYON NEŞELİ HAYAT" koyduk.